Bir Kız Çocuğuna Hayatı Değil, Hayatın Sınırlarını Öğretiyoruz
Bir kız çocuğuna büyüdüğünde ne olmak istediğini soruyoruz. Peki, nasıl bir hayat yaşamak istediğini de soruyor muyuz?
Daha çocukken ona dikkatli olmasını, yüksek sesle gülmemesini, eteğini düzeltmesini, insanlara fazla güvenmemesini söylüyoruz. Çoğu zaman bunları onu korumak için yapıyoruz. Niyetimiz iyi. Ama bazen korumaya çalışırken farkında olmadan korkmayı, susmayı ve kendisini geri plana atmayı da öğretiyoruz.
11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü’nde biraz da bunu konuşalım.
Bir kız çocuğunun ihtiyacı yalnızca iyi bir eğitim almak, başarılı olmak ve gelecekte iyi bir meslek edinmek değil. Kendini ifade edebilmek, istemediği bir şeye hayır diyebilmek, hata yaptığında sevgisini kaybetmeyeceğini bilmek ve korktuğunda sığınabileceği güvenli bir yetişkine sahip olmak da en az bunlar kadar önemli.
Çünkü çocuklar yalnızca söylediklerimizle değil, onlara nasıl davrandığımızla da büyür.
Sürekli susturulan bir çocuk, zamanla konuşmanın işe yaramadığına inanabilir. Duyguları küçümsenen bir çocuk, hissettiklerinden şüphe edebilir. Herkesi memnun etmesi beklenen bir çocuk, kendi ihtiyaçlarını ikinci plana atmayı öğrenebilir.
Elbette her çocuk aynı şekilde etkilenmez. Ancak çocuklukta tekrar eden deneyimlerin, kişinin kendisi ve ilişkileri hakkındaki düşüncelerini etkileyebileceğini unutmamalıyız.
Sonra büyüdüğünde hayır diyemeyen, sınır koyduğunda suçluluk duyan, başkalarını kırmamak için kendinden vazgeçen kadınları görüyoruz. Oysa her sessizlik olgunluk, her fedakârlık sevgi değildir.
Bir kız çocuğunun uslu olmasıyla kendisini güvende hissetmesi aynı şey değildir.
Dünyada milyonlarca kız çocuğu hâlâ eğitimden mahrum kalıyor, çocuk yaşta evlendiriliyor, şiddet ve ayrımcılıkla karşılaşıyor. UNICEF verilerine göre bugün hayatta olan yaklaşık 650 milyon kadın ve kız çocuğu, 18 yaşından önce evlendirilmiş durumda. Bu rakamlar bize kız çocuklarının haklarını korumanın yalnızca özel günlerde hatırlanacak bir mesele olmadığını gösteriyor.
Peki, biz kendi çocuklarımız için ne yapabiliriz?
Onları yalnızca tehlikelere karşı uyarmakla yetinmeyebiliriz. Başlarına bir şey geldiğinde suçlanmayacaklarını, anlatırken dinleneceklerini ve ihtiyaç duyduklarında yardım alabileceklerini hissettirebiliriz.
Başarısız olduklarında yanlarında olabilir, fikirlerini ciddiye alabilir, rahatsız oldukları durumlarda sınır koymalarını destekleyebiliriz.
Onlardan sürekli güçlü olmalarını beklemek yerine üzülmelerine, korkmalarına ve gerektiğinde yardım istemelerine de izin verebiliriz.
Çünkü güçlü olmak, her şeyi tek başına taşımak değildir.
Bugün kız çocuklarına çiçekler verelim, hayallerini kutlayalım. Ama yarın da onları dinleyelim. Başarılarını alkışladığımız kadar duygularını da önemseyelim. Geleceklerini düşünürken bugün çocuk olduklarını unutmayalım.
Kız çocuklarına yalnızca nasıl bir kadın olacaklarını anlatmayalım. Bugün nasıl bir çocuk olmak istediklerini de soralım.
Belki de daha güvenli, daha eşit ve daha sağlıklı bir toplumun ilk adımı, bir kız çocuğunun sesini gerçekten duymakla başlayacak.
Kaynak: UNICEF – Child Marriage Data
https://data.unicef.org/topic/gender/child-marriage/
#DünyaKızÇocuklarıGünü #KızÇocukları #ÇocukPsikolojisi #Ebeveynlik #Psikoloji
