Umudun Yasını Tutmak

Hiç düşündünüz mü?İnsan sadece kaybettiklerinin yasını tutmuyor.Bazen hiç gerçekleşmeyen şeylerin de yasını tutuyor. Bence en ağırlarından biri de umudun yası.Bir gün düzelir diye beklediğin şey düzelmeyince…Bir gün sever diye beklediğin insan sevmeyince…Bir gün her şey yoluna girer dediğin hayat, aynı yerden canını yakmaya devam edince…Aslında o gün biten şey ilişki olmuyor.Umut bitiyor.Ve garip olan şu ki, insan bazen umudunu kaybettiğinde daha

Read More

Takvim 23 Haziran’ı gösteriyor.Saat 08.29.Ve dışarıda usul usul yağmur yağıyor.Oysa bize hep haziranın güneşini anlattılar. Sıcak günleri, açık gökyüzünü, planları… Ama hayat, takvimlere göre ilerlemiyor. Bazen tam da güneş beklediğimiz bir sabah, yağmurla uyanıyoruz.Aslında yaşamın kendisi de böyle değil mi?Her şeyi kontrol edebileceğimizi sanıyoruz. Ne zaman mutlu olacağımızı, ne zaman üzüleceğimizi, ne zaman yorulacağımızı hesaplamaya çalışıyoruz. Sonra hayat sessizce gelip bütün planlarımızı değiştiriyor.İşte o anlarda iki seçeneğimiz kalıyor:Ya yağmura kızacağız…Ya da onun ne anlatmak istediğini dinleyeceğiz.Belki de bazı yağmurlar ıslatmak için değil, durdurmak içindir.Belki koşarken fark edemediklerimizi göstermek için.Belki de içimizde uzun zamandır biriken tozu, kırgınlığı ve yorgunluğu sessizce yıkamak için…Hayatta her şey güneşli olmak zorunda değil.İnsan da her gün güçlü olmak zorunda değil.Bazen durmak, pencereyi açıp yağmuru izlemek de iyileşmenin bir parçasıdır.Bugün gökyüzü bize şunu hatırlatıyor:Her yağmur bir felaket değildir.Bazı yağmurlar, yeniden filizlenebilmek için toprağın ihtiyacı olan ilk damladır.Belki de bu sabah yağan yağmur, size de aynı şeyi söylüyordur:Her gecikme bir kayıp değildir. Her duraklama bir son değildir. Bazen en güzel başlangıçlar, beklenmedik bir yağmurla gelir.

Read More

“Mesele Bulaşık Değil, Görünmeyen Yük.”

Bazen “eşitlik” kelimesini duyunca içimden gülmek geliyor.Hayır, babalara bir şey demek istemiyorum.Çünkü mesele sadece çöpü kimin attığı, sofrayı kimin topladığı değil.Mesele, herkes uyurken bile uyanık kalan zihnin yükü.Gece çocuk ateşlenince, uyku sersemi ilacı bulan çoğu zaman anne oluyor.O telaşta elinden kavanoz düşüp kırılınca, önce çocuğu sakinleştirip sonra cam kırıklarını toplayan da…Bulaşık yığınının yanında tıkanan lavaboyu açmaya çalışan da…Dolabın eksiğini, okulun toplantısını,

Read More

Mehter

Mehter, sadece şaşaalı kıyafetler ve yüksek sesli müzikten ibaret bir topluluk değildir. O, dünya müzik tarihini kökten değiştirmiş, estetiği ve psikolojiyi savaş meydanında birleştirmiş muazzam bir disiplindir. Bugün 23 Nisan gibi milli duyguların ve çocuk neşesinin birleştiği günlerde mehterin tartışmaların odağına yerleşmesi, aslında bu kadim değeri ne kadar az tanıdığımızın bir göstergesidir.​Mehterin temel işlevi, sanıldığının aksine sadece gürültü yapmak değildi. O,

Read More

BİR NESLİN SAYGI MİRASINDAN, BUGÜNÜN ŞİDDET SARMALINA: NE ARA BU KADAR SAVRULDUK?​

Sadece birkaç gündür yaşanan o korkunç olayları izlerken, zihnimde ister istemez kendi lise yıllarım canlandı. Haberlerdeki o öfke patlamalarını, bir eğitimcinin hayatına mal olan o kontrolsüz şiddeti gördükçe; bizim zamanımızdaki o “sert” ama “güvenli” okul iklimini hatırladım.​Bizler, formasız okula gitmeyi bırakın, kravatımız tam olmadan kapıdan girmeye çekinen bir kuşaktık. Saçımız örgülü olurdu, erkekler tıraşlı… Hiç unutmam, o dönem erkeklerin favorilerini uzatması

Read More

Dijital görevler, gerçek hayatlar: Çocuklarımızın güvenliği

Trabzon’da 13 yaşındaki bir çocuğun, sanal bir oyundaki “görevleri” yerine getirmek isterken hayatına son verdiği haberleri hepimizi sarstı. Bu trajedi, dijital çağın çocuklar üzerindeki görünmez etkilerini gözler önüne seriyor. Oyun ve gerçeklik arasında kaybolmak Çocuklar, oyun dünyasında gerçeklik ve kurgu arasındaki sınırı ayırt etmekte zorlanıyor. Yalnızlık ve değersizlik hisleri, sanal ortamın yönlendirmeleriyle birleştiğinde ciddi risk oluşturuyor. Masum görünen bir oyun, küçük

Read More

Psikolojinin karanlık yüzü… Seyretmek mi, insan kalmak mı?  

Bu olayda bıçak kadar keskin olan bir şey daha var: kalabalık psikolojisi. On kişi bir kişiye saldırırken, çevredeki insanların çoğu neden donup kalır? Çünkü insan zihni kalabalığın içinde sorumluluğu eritir. Buna “sorumluluğun dağılması” denir. Herkes bakar ama kimse müdahale etmez. Çünkü herkes içinden aynı cümleyi kurar: “Biri kesin müdahale eder.” Kimse etmez. Kalabalık büyüdükçe vicdan küçülür. Çünkü birey kimliğini kaybeder, grup

Read More