Hayatın içinde hepimiz zaman zaman hayal kırıklıkları yaşarız. Kimi zaman bir söz incitir, kimi zaman bir davranış. Ancak bazı hayal kırıklıkları vardır ki etkisi uzun süre geçmez. Çünkü yaşanan olaydan çok, o olayın bizde bıraktığı güven kaybıyla mücadele ederiz.İyilikle aldatılmak da tam olarak böyle bir deneyimdir.İnsan, kendisine açıkça zarar veren birine karşı daha kolay önlem alabilir. Kötülük çoğu zaman kendini belli eder; sınır çizer, mesafe koyarız. Fakat biri bize anlayış gösterdiğinde, destek olduğunda ya da samimiyetle yaklaştığında doğal olarak güven duyarız. Çünkü sağlıklı ilişkiler zaten güven üzerine kurulur.Sorun, bu güvenin kötüye kullanıldığı noktada başlar.Bir gün dönüp baktığınızda yapılan iyiliğin aslında bir beklentiye, bir çıkara ya da bir manipülasyona hizmet ettiğini fark edebilirsiniz. İşte o an yalnızca karşınızdaki insana değil, kendi muhakemenize de kızmaya başlarsınız.
“Ben bunu nasıl fark edemedim?”
“Nasıl bu kadar güvendim?”
Bu soruların cevabını ararken çoğu insan kendini suçlar. Oysa güvenmek bir hata değildir. Bir insana inanmak, samimiyetine karşılık vermek ya da iyi niyetle yaklaşmak; insan olmanın en doğal parçalarındandır.Asıl sorumluluk, bu güveni kendi çıkarı için kullanan kişiye aittir.Ne yazık ki bu tür deneyimler yalnızca yaşandığı ilişkiyle sınırlı kalmaz. Sonrasında uzanan her yardım eline şüpheyle bakabilir, güzel sözlerin arkasında gizli bir amaç arayabiliriz. Çünkü zihnimiz bizi yeniden incinmekten korumaya çalışır.Fakat bazen bu savunma mekanizması, bizi yalnızca kötü niyetli insanlardan değil; hayatımıza girebilecek samimi ve güvenilir insanlardan da uzaklaştırır.İşte bu yüzden yaşanan bir hayal kırıklığından sonra yapılması gereken şey, kalbimizi tamamen kapatmak değildir. Asıl ihtiyaç duyduğumuz şey, daha sağlıklı sınırlar geliştirebilmektir.Gerçek iyilik, karşılık beklemez. Borç hissettirmez. Gün gelip bir koz olarak kullanılmaz. Eğer yapılan bir iyilik daha sonra sizi yönlendirmek, suçlu hissettirmek ya da kontrol etmek için kullanılıyorsa, orada iyilikten çok manipülasyon vardır.Sağlıklı ilişkilerde güven bir anda oluşmaz; zamanla, tutarlı davranışlarla ve karşılıklı saygıyla inşa edilir. Bu nedenle herkese aynı hızda güvenmek zorunda değiliz. İnsanları tanımak için kendimize zaman tanıyabilir, sözlerinden çok davranışlarına dikkat edebiliriz.Belki de yaşadığımız her hayal kırıklığı bize daha katı olmayı değil, daha bilinçli olmayı öğretir.İyi kalpli olmak bir zayıflık değildir. Asıl güç, yaşadığınız kırgınlıklara rağmen iyiliğinize sahip çıkabilmek ve bunu yaparken kendinizi de koruyabilmektir.Çünkü bir insanın sizin iyi niyetinizi kullanmış olması, dünyadaki bütün insanların aynı olduğu anlamına gelmez. Güven yeniden inşa edilebilir, ilişkiler yeniden kurulabilir. Yeter ki yaşadığınız acının, tüm hayatınıza yön vermesine izin vermeyin.
iyi niyetinizi kaybetmeyin, sadece onu emanet edeceğiniz insanları daha dikkatli seçin.
